İnsanlık ve Hormonları 3 Tiroid hastası olabilir miyim?

İnsanlık ve Hormonları 3 Tiroid hastası olabilir miyim?

 

Ne yapsam kilo veremiyorum, su içsem yarıyor.

Hayat enerjim sıfıra yakın, çok çabuk yoruluyorum.

Sabah kalkarken çok zorlanıyorum, asfalta yapışmış ve kazınsam bile çıkmaz gibiyim.

Çok üşüyorum, elim ayağım buz gibi, şefkatli eller bile ellerimi ısıtamıyor.

Tansiyonum genelde düşüktür, bayıldı bayılacak gibiyim, nabzım yerlerde sürünür.

Ne yapsam etsem kolesterolüm yüksek, bir türlü düşüremiyorum.

Her türlü şeyi denedim; bir türlü şu kabızlıktan kurtulamadım.

Saçlarımı tutamıyorum, her taraftan dökülüyor.

Saçlarım kuru. Çok kolay kırılıyor, pullanıp dökülüyor. Saç derim kaşıntılı.

Tırnaklarım ince, zayıf. Kuruyup kırılıyor.

Kuru bir cildim var.

Kollarımda bacaklarımda tüm vücudumda –fibromyalji benzeri- yaygın ağrılar var.

Kas yorgunluğum, ağrım ve halsizliğim var.

Ayak bileklerim şişiyor ve parmakla bastırınca içeri çöküyor ve o çöküntü çabuk düzelmiyor.

Konsantre olamıyorum. Durduk yerde kederleniyorum. Çok çabuk moralim bozuluyor.

Depresyon ilacı kullanıyorum ama fayda etmiyor.

Hafızam zayıfladı, aklımı zihnimi toparlayamıyorum, plan yapamıyorum.

Cinsel isteğim çok azaldı.

Adetlerim düzensizleşti.

Uykusuzluk yaşıyorum.

Hormon sistemi olan hipotalamo-hipofizer-adrenal-troid-gonadal aks, yani beyin-tiroid-böbrek üstü bezleri-yumurtalıklar birlikte ve birbirlerine sıkı sıkıya bağlı çalışırlar. Yukarıda yazılı şikâyetlerin birçoğu en üstten en alta kadar bu sistemin bir veya birkaçını ilgilendirebilir. Birbirleriyle her saniye konuşan bu sistem birbirlerine sıkı sıkıya bağlı çark sistemi gibidir. Birisi bozulursa tüm sistem bozulabilir. “Kapılarında branş isimleri yazılı ayrı poliklinik odalarında yaşayıp öğlen yemek aralarında görüşmezler.” her saniye, her an birbirleriyle konuşurlar.

Bu tür şikayetleri olan hastalara fonksiyonel tıp bakış açısıyla bakarken önce adrenal/stres sistemi, sonra tiroid, en son da seks hormonları açısından bakar ve değerlendiririz. Yani bu tür şikayetleriniz varsa beynin stres hormonu salgılayan bölgesi, böbrek üstü bezleri, tiroid ve seks hormonlarında problem var mı diye sırasıyla bakıp incelemek en sağlıklı ve uygun olanıdır.  

Tiroid hastalıkları özellikle hipotroidi (tiroid yetersizliği) bir salgın gibi artmakta. Sebebi toksin ve kimyasallara her geçen gün daha fazla maruz kalmamız. Vücudumuzun “sarı kanaryası” tiroid bezimiz. Çok narin, hassas, her türlü kirlenmeye, petrokimyasal ve endüstriyel atıklara, ağır metallere maruz kalmaya çok duyarlı. Neden “sarı kanarya” benzetmesi yaptığımızı hemen anlatalım ki Fenerbahçeli arkadaşlarımız daha fazla merakta kalmasınlar.

“Eski dönemlerde maden ocaklarında gaz birikiminin tehlike sınırlarında olup olmadığını anlamak için madenlere her gün kafesler içerisinde kanaryalar indirilirmiş. Zehirli gazlara çok hassas olan bu hayvanlar ölecek olursa gaz düzeylerinin kritik sınırı aştığı anlaşılırmış. Yani bu kanaryalar bir tür uyarı sistemi olarak kullanılırmış. Tiroid bezine de, toksinlere ileri derecede hassas olduğu için kömür madenindeki kanarya denilirmiş.”

Kadınların yüzde yirmisinde, erkeklerin de yüzde onunda tiroid fonksiyonları düşük saptanıyor. Daha da kötüsü bu hastaların neredeyse yarısına teşhis konulamıyor. Sessiz, sakin ve yorgun hayatlarına devam ediyorlar. Tabi buna yaşamak denirse.

Hipotroidinin yani tiroid yetersizliğinin depresyon ihtimalini dört kat arttırdığı biliniyor. Halsizlik, yorgunluk, hayattan zevk almama ve cinsel istek azlığı olan, devamlı uyuklayan, konsantre olamayan, durduk yerde kederlenen, çok çabuk morali bozulan birçok hastaya tiroid taraması yapılmadan bir antidepresan başlanabiliyor. 

Tiroid hormonu zihinsel fonksiyonlar içinde çok önemli bir hormondur. Beyin hücresi yapımında kritik rolü vardır. Beynin duygu durum ve hafızadan sorumlu olan hipokampus bölgesinde hücre yenileme işleminde ana rol alır. Tiroid tedavisiyle hastaların bilişsel fonksiyonlarının, bellek ve zihinsel işlevlerinin düzeldiği bilinen bir bilimsel gerçektir.

Peki, tiroid fonksiyonlarımızı neler olumsuz etkilemektedir? Başta stres, enfeksiyonlar, travma, radyasyon, otoimmün hastalıklar (romatoid artrit, multiple skleroz, lupus), alerjik rahatsızlıklar, iyod antagonisti yani karşıtı olarak flor, klor, brom gibi çevresel kirliliğe yol açan halojen grubu kimyasallar, toksinlerden kurşun, civa ve kadmiyum, kronik inflamasyon yani enfeksiyonsuz yangı, karaciğer, böbrek hastalıkları, selenyum ve çinko eksikliğini sayabiliriz.

Tiroid yetersizliğine yol açan ve ayrı başlığı hak eden gıda alerjileri ve duyarlılıkları vardır. Bu gıda duyarlılığı ne olabilir ki? Sizleri duyar gibiyim; evet cevaplarınız doğru; cevap GLUTEN. Buğday eski buğday değil. Cüce buğday ürettiler ve tüm dünyaya yaydılar. Sindirilemeyen, küçük parçalara ayrılamayan, yabancı madde olarak algılanan ve çölyak hastası olmamanıza rağmen vücudunuzda ciddi reaksiyonlar oluşturarak sızdıran-geçirgen bağırsağa neden olan gluten... Vücuda girdikten sonra ilk saldırı noktası “kömür madenindeki kanaryamız” hassas, korumasız tirodimiz. Halen tam buğday ekmeğinizi yemeğinize bandırarak yemek konusunda ısrarcı mısınız? Karar sizin; ama sarı kanaryanız ölecek, bunu bilin!

Gelelim tiroidinize iyi gelen, fakat genelde tiroid eksikliği nedeniyle tedavi başlanan birçok hastada göz ardı edilenlere: Demir, çinko, selenyum, vitaminler E, B2, B3, B6, A, C ve D. İyi ve sağlıklı beslenme, hormonların düzeltilmesi, kronik inflamasyonun yani enfeksiyonsuz yangının azaltılması, sindirim sisteminin düzeltilmesi, detoksifikasyonun düzeltilmesi, iyi uyku, stresi azaltma, zihni sakinleştirme, yatıştırma ve tabi ki düzenli egzersiz. Yani fonksiyonel tıbbın klasik yedilisi.

 

“Ses çıkarmayan ve gürültü yapmayanlar tehlikelidir”- Jeo Torres

Randevu Formu

Hizmet ile ilgili bilgi ve taleplerinizi randevu formunu doldurup bize gönderiniz..