İnsanlık ve hormonları 6 Kadınlara hormon desteği gerekli midir?

İnsanlık ve hormonları 6 Kadınlara hormon desteği gerekli midir?

 

Erkeklere hormon destek tedavisi gerekliliğini geçen haftalarda konuştuk. Peki, aynı durum kadınlar için söz konusu mudur? Soruya yanıtımız kesinlikle evet. Kadınlar içinde hormon demek sadece cinsiyet davranışını belirleyen birkaç durumu içermez. Sadece genç, güzel ve seksi kalmakla da ilişkili değildir. Doğaya karşı mücadelede önemli bir destektir.

Doğa erkeklere olduğu gibi 40 yaş sonrası kadınlara da cimri davranır ve “Dostum senin yerine yeni kuşak gelecek sağlıkla yaşayacak; artık sen bir yol al.” diyecektir. “50 yaşın ötesinde uzun yıllar boyunca sağlıklı ve faal kalmak isteği anlaşılabilir, insani bir istektir. Ancak bu insanoğlunun tarihinde çok yeni ve doğada mevcut olmayan bir talep. Bu yeni talebi, sağlıklı yıllardaki hormon dengesinden çok uzakta gerçekleştirmeyi seçenlerin epey şansa ihtiyacı var; çünkü “doğaya karşı” kürek çekiyorlar.”

Hem kadınlarda hem de erkeklerde, ilerleyen yaşla birlikte hormonların düşmesini, sağlıklı ve mutlu yıllarımızdaki hormon dengesinin bozulmasını yaşlanmanın bir sonucu olarak görüyoruz. Daha doğru bir değerlendirme yapacak olursak bu bir sonuçtan ziyade aslında bir nedendir. Yani hormon yoksa yaşlanma, çökme vardır. Hormon varsa mutlu bir yaşam vardır. Kadınlarda seks hormonlarının sadece seks için olmadığını tekrar vurgulamak isterim.

Kadınlarda menapoz ne demek? Belirli bir yaşta düzensiz adetler, zamanla da adetlerin kesilmesi mi sadece? Kesinlikle hayır. Kadınlarda menapoz demek:

  • Sıcak basmaları, ter boşalmaları
  • Gece terlemesi
  • Düşünce keskinliğinde ve zihinsel yoğunlaşmada azalma
  • Hafızada bozulma, eskiden rahatlıkla hatırlanan birçok şeyi hatırlayamama
  • Depresyon
  • Halsizlik, yorgunluk
  • Kas ve eklem ağrıları
  • Eski düzenli ve kesintisiz uykularda azalma
  • Geceleri sık sık uyanma
  • Uykuya dalmada zorluk, sabahları uyanamama
  • Kişisel bakım ve özgüvende azalma
  • Cinsel istekte (libido) azalma
  • Vajinal kuruluk
  • Kalp damar hastalıkları
  • Organlarda çökkünlük
  • Genel vücut çökkünlüğü

Bunların çözümü var mı? Kesinlikle var. Doğal hormon desteklerini uygun zamanda, uygun yoldan, uygun dozda verdiğimizde kadınların bu problemlerini ortadan kaldırabiliyoruz. Peki biz hekimler olarak kadınlarımıza bu şikayetlerinin geçmesi, kalp damar hastası olmama, felç geçirmeme, daha uzun ve mutlu bir yaşam sürme şansını neden görmezden geliyoruz? Hatta hormon destek tedavisi öneren meslektaşlarımıza; “Aman ha! Hormon mu? Kanser yapıyor sakın başlamayın!” diye neden diyoruz? Bu korku neden kaynaklanıyor? Bu korku anlamlı bir korku mu? Bunları biraz konuşalım.

Ben tıp fakültesini 1994-2000 yılları arasında okudum. Bu yıllar içerisinde değerli hocalarımızdan hormon destek tedavisinin önemi, neden başlanması gerektiği, nasıl yapılması gerektiği konularında birçok dersler aldık ve hormon konusunu öğrendik. Daha sonra bir şeyler oldu ve biz hekimler hormonlardan “hortlak görmüş” gibi kaçmaya başladık. Dile kolay üzerinden yaklaşık 20 yıl geçmiş. Bu korku neden oldu dersiniz? Bir çalışma nedeniyle, hem de etkileri yıllar boyu devam edecek bir çalışma nedeniyle kadınlarımız yıllar boyu hormonsuz kaldılar; biz hekimler yıllar boyu hormon reçetesi yazmaktan korktuk. Kadın Sağlığı Girişimi (WHI)çalışması kadınlarımızın elinden hormon destek tedavisi şansını aldı. Yanlış hasta seçimi, uygulanan hormonların doğal olmaması, doğal uygulama yöntemleri yerine (cilt, vajinal uygulama) ağızdan uygulama ve hormonların çok yüksek doz verilmesi nedenleriyle özellikle kalp krizi, felç, bacak ve akciğer pıhtısı oranlarında artışlara ve kadınların ruh sağlığında bozulmalara neden oldu. Çalışma planlamasında hastalar çok daha uzun süre takip edilecekken 5 yıl gibi bir sürede çalışma kesilmek zorunda kalındı. Neyse ki son yıllarda doğal hormonlarla, doğal yollardan uygulanan hormon tedavilerinin kanserden, hafıza ve beyin hastalıklarından, kalp damar hastalıklarından koruduğuna ve kemik erimesi üzerine olumlu etkilerine yönelik birçok çalışma sonuçları yayınlandı, yayınlanıyor. Bizler (henüz çok küçük bir azınlık) bu kanıtlara istinaden doğal hormon destek tedavilerine dönmeye başladık.  

“Kadın Sağlığı Girişimi (WHI) 1991 yılında, ABD’ de Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) tarafından başlatıldı. WHI, üç klinik ve bir gözlemsel çalışmadan oluşmaktaydı. Kadın Sağlığı Girişimi, menopoz sonrası kadınlarda ölüm ve maluliyet-sakat kalmaya neden olan sorunları araştırıyordu. Özellikle, kalp damar hastalıkları, kanser ve osteoporozu ele alan randomize kontrollü çalışmalar tasarlandı ve finanse edildi. Bütün olarak, WHI, 15 yıl boyunca 50-79 yaşları arasında (çalışma kaydı sırasında) 160.000'den fazla menopoz sonrası kadın çalışmaya kayıt edildi ve bu da WHI çalışmasını 625 milyon dolarlık bir bütçeyle türünün en büyük önleme çalışmalarından biri haline getirdi. 2014 yılında yapılan bir analiz, yalnızca çalışmanın hormon denemesinin östrojen ve progestin kolu için 37,1 milyar dolarlık net bir yatırım getirisi hesaplamaktaydı.” Ciddi karlılık sağlayacak rakamlar değil mi? Patent tıbbı ve neden doğal östrojen ve progesteron kullanılmadığı bu rakamlar sonrası daha anlaşılır olabiliyor. Doğal olan ürüne patent alamazsınız. Patent alabilmeniz için doğal molekülde bazı değişiklikler yaparsınız ve yeni bir molekül olarak adınıza patentlersiniz. Kısaca binlerce yıllık hormonlarımızın başına gelenler buydu.

“Yaşları 50-79 arasında olan 27.347 postmenopozal kadın ABD’ de40 merkezde çalışmaya dâhil edildi. Müdahaleler, rahimi (N = 16,608) olan kadınlar için medroksiprogesteron asetat (MPA, 2,5 mg / gün) ile konjuge at östrojenleri (CEE, 0,625 mg / gün) ve rahimi alınmış kadınlar için (N = 10,739) tek başına CEE veya plasebo kontrolü yapıldı. Müdahale sırasıyla 5,6 ve 7,2 yıl (medyan) devam etti ve 13 yıllık kümülatif takip 30 Eylül 2010'a kadar sürdü. ” Bu paragraf tamamen çalışmanın yöntem kısmından alındı. Dikkat ederseniz bu çalışmada insan doğal östrojeni yerine at östrojeni (!) kullanıldı. Peki bu at östrojeni insandaki östrojene benziyor muydu? Menapozdaki bir kadının kanında bulunan estron (E1), bu hormonumsu haplarda %50 oranına çıkarılmıştı.  İnsanda hiç mevcut olmayan, beygirlere has Equilin (%25) ve 17-dihidroequilin (%15) denen “şeylerle” yüklü haplar üretildi. Doğal progestron yerine yapay ve moleküler yapısı değiştirilmiş medroksiprogesteron asetat kullanıldı. Bu hormonlar hiç doğal olmayan bir yöntemle ağızdan hap şeklinde verildi. Vücudumuzun bu “hormonumsuları” tanımayıp reaksiyon vermesi gayet normaldi. Bu hormon haplarını ağızdan alır ve karaciğerden geçmelerine neden olursanız vücut normal olarak ağır bir tepki verir. Bu da vücudunuzun her yerinde pıhtıyla sonuçlanır. Baştan sona yanlışlarla dolu bir uygulama ve çalışma... Ne yazık ki bu çalışma birçok kadınımızın yıllarına mal oldu. Ama artık değişim şansı elimizde... Doktorunuzdan hormon destekleri istemenin zamanı... Meslektaşlarımızın da hormonların dünyasına tekrardan bir göz atma vakti.

Haftaya östrojen, progesteron hormonlarından bahsedeceğiz. Hastalarımıza hormon tedavisini nasıl yapıyoruz, ayrıntıya gireceğiz.

Koronanın ciddi artış gösterdiği şu günlerde lütfen mümkün olduğunca evinizde kalın, maske, mesafe, hijyene dikkat edin. Az kaldı insanlık kazanacak. Biraz daha sabır…

 

“Yaşamın uzunluğu değil, nasıl yaşandığı önemlidir” -Martin Luther King

 

Hormonsuz kalmayın…

Randevu Formu

Hizmet ile ilgili bilgi ve taleplerinizi randevu formunu doldurup bize gönderiniz..